top of page

Yeşil Korumacılık: Çevreyi Korumanın Yeni Yolu mu?

  • Yazarın fotoğrafı: Mina Üstün
    Mina Üstün
  • 4 Ara 2023
  • 1 dakikada okunur

Yeşil korumacılık

Yeşil korumacılık, çevresel nedenlerle ticareti kısıtlamayı amaçlayan bir dizi politika önlemini içerir. Bu tedbirler arasında çevresel standartları belirleme, çevresel vergiler veya teşvikler uygulama, çevresel olarak sürdürülebilir olmayan ürünleri veya hizmetleri yasaklama veya sınırlama gibi çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Temel amaç, çevreyi korumaktır. Ancak, bu politikaların ticareti engelleyebileceği ve ekonomik maliyetlere neden olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, yeşil korumacılığın dengeli bir şekilde uygulanmasına özen gösterilmelidir.


Yeşil korumacılığın temel nedenleri arasında çevreye duyarlı tüketicilerin ve şirketlerin artması, iklim değişikliği ve diğer çevresel sorunlara duyulan endişelerin yanı sıra hükümetlerin çevresel koruma sorumluluklarını artırmaya yönelik çabalar bulunmaktadır. Bu politika, çevrenin korunmasına katkı sağlamanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadeleye destek olurken, ticareti engelleyebilme, ekonomik maliyetlere yol açma ve rekabeti etkileme riskini içermektedir.


Yeşil korumacılığın örnekleri arasında çevre standartları belirleme, çevre vergileri uygulama, çevre teşvikleri sağlama ve belirli ürünleri yasaklama gibi önlemler bulunmaktadır. Avrupa Birliği, çevreye zararlı kimyasalları yasaklayarak çevre standartlarını koruma yolunu benimsemektedir. Çin, fosil yakıtlara yüksek vergiler uygulayarak çevresel etkileri azaltma stratejisini sürdürürken, Türkiye ise elektrikli araçlara vergi indirimi gibi teşviklerle çevre dostu ürünleri desteklemektedir. Son olarak, çevreye ciddi zarar verebilecek ürünleri yasaklama yoluyla, bazı ülkeler plastik poşet kullanımını tamamen engelleyerek çevre koruma çabalarına etki sağlamaktadırlar.


Yeşil korumacılığın geleceği, küresel ticarette etkin bir rol oynamaya adaydır, çünkü çevreye duyarlı tüketicilerin ve şirketlerin sayısındaki artış ve hükümetlerin çevresel önlemleri güçlendirmesiyle birlikte bu politika daha fazla önem kazanmaktadır. Türkiye'de de son yıllarda gündeme gelen bu konu, Paris İklim Anlaşmasına taraf olma ve iklim değişikliğiyle mücadele taahhütlerini yerine getirme çabalarıyla dikkat çekmektedir. Ancak, Türkiye'de yeşil korumacılığın hayata geçirilmesi sektörel rekabeti etkileyip ekonomik maliyetlere sebep olabilir. Bu maliyetlerin, çevre koruma ve iklim değişikliğiyle mücadelede sağlanacak faydalarla dengelemesi önemlidir.



Yazar:

Mina Üstün


bottom of page