top of page

‘’22 Mart Dünya Su Günü’’

  • Yazarın fotoğrafı: 1/1
    1/1
  • 22 Mar 2022
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 29 Tem 2022



Günlük yaşamın devamlılığın sağlanabilmesi ve insan sağlığının korunması için en önemli ihtiyaçlarının başında su gelmektedir. 1993 yılında, Birleşmiş Milletler tarafından, 22 Mart Dünya Su Günü ilan edilerek yaşanması olası olan su krizinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ancak her geçen gün artmakta olan su krizi günümüzde sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliği etkileyecek bir noktaya gelmiştir. İlk kez 1993 yılında kutlanan Dünya Su Günü ile içilebilir su kaynaklarının korunması için farkındalık yaratılmak istenmiştir. Halen Dünya’nın birçok bölgesinde milyarlarca insan su kıtlığı ile boğuşmaktadır. Güvenli ve temiz suya erişimin sağlık için vazgeçilemez olduğu aşikardır.


Dünya’da Su Tüketiminin İsrafı İçin Neler Yapılıyor?


Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) yayınladığı rapor ile su tasarrufunun nasıl sağlanabileceğine dikkat çekmiş olup, önemli çözümler oluşturulmuştur. Gerçek bir kalıcı çözüm arayanlar için rehber niteliğindedir. Özellikle su tasarrufu konusunda ortak bir dile dikkat çeken rapor olmuştur. Raporda, aynı zamanda suyun kaynaktan çıkışından ömrünün sonuna kadar olan süreci hesaba katmadığı için gerçek su tasarrufunun ortaya çıkmayacağı tespit edilmiştir. Gerçek su tasarrufu ölçümünün yapılması için su tüketiminde veya kurtarılamayan kayıp kaçak oranlarındaki azalmaları da takip edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Son olarak raporda tarımda su verimliliğin %20-50 oranında kaldığı ve kaynaktan gelen suyun %50-80’nin bir şekilde kaybolduğu ortaya çıkarılmıştır.


Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), su yönetiminin yeni kalkınma hedeflerinden biri haline gelmesini talep etmektedir. Bu noktada su hedefinin, kalkınma hedefleri içine konulması talep edilmektedir. Kalkınma hedeflerine konularak aslında sadece içme suyuna erişim ve temizlik amacı ile kullanılan su için çalışılmayacak aynı zamanda su kaynaklarının korunması ve verimli yönetimi de sağlanmış olacaktır. Bu hedefler doğrultusunda su israfı engellenmek ile kalınmayacak aynı zamanda çevre kirliliği azaltılmış olacaktır.


Şirketler Su Tüketimi İsrafının Neresinde Yer Alıyor?


Su tüketiminin en yoğun olduğu sektörler tarım, sanayi ve enerjidir. Aslında sanılanın askına içme suyu, genel su tüketimi içerisinde çok küçük bir paya sahiptir. UNESCO Dünya Su Raporu uyarınca yapmış olduğu araştırmalar göstermektedir ki, sanayide su tüketimi 2050 yılında 2000 yılına oranla dört kat fazla olacaktır. Aynı zamanda dünya nüfusu artacağı için gıda talebi artacaktır. Dolayısı ile tarımcılık artacaktır. Kaldı ki 2030 için yine aynı rapor ile yapılan araştırmalar ile aslında 2030 yılında dünya genelinde %40’lık bir kesim talepleri olduğu halde suya ulaşılamayacaklardır. Bu veriler karşısında bir an evvel bir önlem alınmadır. Dünya genelinde bir enerji dönüşümüne geçilmez, tarımda su israfı önlenmez ve sanayide su kaynakların kullanımı azaltıcı çözümler bulunmaz ise hızlıca su kaynakları tükenecektir.


Küresel enerji ihtiyacının artması ile soğutma suyu veya hidrolik santrallerde enerji üretmek için kullanılan suya olan talep artmıştır. Ancak diğer doğal kaynaklar gibi suda bir kıt kaynaktır. Üstelik sürdürülebilir bir çözüm getirilmez ise yakında tükenecek bir doğal kaynaktır. Bu yüzden gelecek günlerde görülecek ki suyun nerede daha akıllıca kullanılacağı önceden düşünülerek kararlaştırılacak ve aksi davranışlar otoriteler ile yasaklanacaktır.


Türkiye Su Fakiri Ülkeler Arasında Mıdır?


Su problemi olmayan bölgeler bulunmakla birlikte yerkürede üzerinde temiz suya erişimi olmayan neredeyse 700 milyon insanın yaşadığı bölgeler de bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanmış su raporu dahilinde Türkiye 2030 yılında su fakiri olacak ülkeler arasında yer almaktadır. Bu noktada Türkiye derhal mevcut su kaynaklarını koruyan politikalar ve projeler oluşturmalıdır. (Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8.000-10.000 m3 olan ülkeler su zengini, 2.000 m3’den az olanlar su azlığı çeken, 1.000 m3 ve daha az olanlar da su fakiri ülkeler arasında kabul edilmektedir.)


Temel Haklardan Olan Suyun Korunması İçin Neler Yapılabilinir?


Birleşmiş Milletler, su israfını önlemek ve sağlık noktasında önemi nedeni ile 2010 yılında suyu temel hak olarak deklare etmiştir. Su kaynaklarının korunması için farklı farklı çözümler öngörülmektedir. Deniz suyu veya atık suyun arıtılması gibi işlemlerde şu anda en büyük problemin yine büyük bir enerji ihtiyacının doğmuş olmasıdır. Bu noktada yenilenebilir enerji kaynakları ile ilerlenebilecek politikalar üretilmediği takdirde çevreye zarar verilmeye devam edilecek ve kaynaklar yine tükenecektir. Bir diğer çözümün ise rezervuarlara yatırım yapmak olduğu düşünülmektedir. Ancak rezervuarların çok uzun zaman alan masraflı bir yatırım olması ve büyük miktarda karbon ayak izine yol açarak çevreye zarar vermesi tartışılmaktadır. Diğer bulunan çözümler ise bireylerin daha az su tüketmesini sağlamak, bölgeler arası su aktarımını sağlamak veya su şirketlerinin sızıntıları durdurmasını sağlamaktır. Su sızıntılarının önlenmesi ile aslında ciddi bir tasarruf yapılacağı düşünülmektedir. Aynı zamanda en etkili ve ucuz yöntem olduğu için tercih edilmektedir.


Şirketler Su Kaynaklarını Korumak İçin Neler Yapabilir?


Şirketlerin uluslararası standartlara dayalı bir sistem anlayışı ile ilerleyerek aslında etkili olacak bir oranda tasarruf sağlayacağı ortaya çıkmıştır. Uluslararası standartlar ile birlikte teknolojik gelişmeler takip edilerek doğal kaynaklar en verimli şekilde kullanılmış olunacaktır. Özelllikle tekstil gibi birçok sanayi alanında çok ciddi bir su kullanılmakta ve işlemler de su israf edilmektedir. Bu noktada sürdürülebilir yıkama veya karbondioksit kullanılarak gaz yıkama sistemlerine geçilebilenecektir. Aynı zamanda geleneksel biyolojik arıtma sistemi yerine, kapalı devre arıtma sistemi tercih edilerek birçok sanayi sisteminde su tüketimi azaltılabilenecektir. ZLD gibi sıfır atık hedefi ile çalışan sistemler kurularak suyun birçok kez kullanılması sağlanabilenecektir. Yağmur suyu geri kazanımı çalışmaları, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı gibi birçok yenilik ile su kaynakları korunabilenecektir.


Birleşmiş Milletler 2030 hedeflerinin destekçisi olmak, Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) girişimi olan CEO Water Mandate destekçisi olmak, Greenpaper kararlarına uymak gibi birçok uluslararası standarta uyum sağlanabilecektir. Bu noktada 1/1 olarak birçok çalışma yürüten bir girişim olarak sizlere daha çok endeks ve sertifika yardımında bulunulabilenecektir.


Ar-Ge Çalışmalarında Çevreye Duyarlı Çalışmalarının Oluşturulmasının Şirketler İçin Önemi Nedir?


Şirketlerin Ar-Ge çalışmalarında çevre duyarlığının yer alması her geçen daha değerli olacaktır. Çevreye duyarlı ve inovatif çözümler getiren şirketler gelecekte kendilerine daha rahat yer bulmak ile birlikte küresel iklim krizi karşısında üretim kapasitelerini de düşürmemiş olacakladır. Aynı zamanda duyarlı bir anlayış içinde üretim yaparak kendilerini net pozitif anlayış içinde konumlandırarak marka itibarlarını arttıracaklardır. Bunun ile birlikte diğer şirketlere öncülük ettikleri için birçok ulusal ve uluslararası kuruluş tarafından takip edilecek ve ettirileceklerdir.


Sonuç olarak, en az su kullanımının olduğu daha önce de belirttiğimiz üzere aslında sanılanın aksine evlerdir. Sanal su olarak geçen sanayi ve enerji üretim alanlarında kullanılmakta olan su tüketimi aslında kaynakların yok olmasına neden olmaktadır. Örneğin bir kotun üretimi için yaklaşık 8.000 litre su gerektirmektedir. 8.000 litrelik bir su aslında 53 küvet dolusu su miktarına tekabül etmektedir. Bu yüzden şirketlerin alacağı çözümler temel hak olan su aslında koruma altına alınmış ve sürdürülebilir bir kaynak olmuş olacaktır. Bu noktada şirketlerin yapacağı her türlü eylem ve çalışma geleceğe yatırım olmak ile birlikte bugün toplum nezdinde olumlu görüş yaratarak rakipleri karşısında avantaj yaratmış olacaktır.


Kaynak:


Yazar:

Buğçe Ağca

bottom of page